Öncelikle; okurken dinleyelim
Lise sonda dershanedeki sınıfımda tespitleriyle meşhur ve çok geyik bir arkadaşım vardı. Bir tespiti vardır ki günümüzde halen kullanmakta ve çevremdekilere de bu tespiti yaymaktayım.
Dershanelerimizden hatırlarsınız, hafta içi mezun grupları denilen bir müşteri segmenti vardır. Bu arkadaşlar hayatın sillesini erken yemiş ve teste dayalı seçme-seçilme sisteminin gazabına uğramış bireylerdir. Nitekim kaderin cilvesi, dershanecilik denen kar amaçlı eğitim öğretim yuvalarının da bir numaralı mali kaynağını oluşturmaktadırlar. Bir nevi ezildiği halde gücünün farkında olmayan kitlelerden biridirler.
Aslında büyük bir çoğunluğunun üniversiteye girebilmek gibi bir umudu pek de kalmamıştır, ancak ev ahalisi eşe dosta evde boşbeleş bir birey besliyor olma gerçeğiyle rezil olmamak ve "bizim oğlan/kız da bu seneki puanını beğenmedi, bir daha hazırlanacak. istese daha iyi yapar ama çalışmıyo işte" diyebilmek adına yavrucaklarını, gençlerin umutlarını + ailelerin mali gücünü sömüren ticarethanelerin kapısını 2. hatta 3. kez bir yıl boyunca arşınlamak üzere bu kurumlara göndermekte, bu sayede de yavrularının geleceklerine dair parıltılı umutlarını her daim diri tutmaya çalışmaktadırlar.
Bu öğrencimsi profilinin teorik arkaplanından bahsettik, tespite gelelim. Şimdi hadise şu, bizim arkadaş ders aralarında mı artık hafta içi etüd ve ek ders aralarında mı ne yukarı kantine çıkıyor sigara içmeye falan (aradan geçmiş 5 küsür sene, olsun o kadar). Ama gittiğinde oturacak yer olmuyor çünkü her yer bu hayalleri kırık, umutsuz, boşluktaki "mezun" bireyler tarafından işgal edilmiş durumda. Arkadaş da bir seferinde diyor ki: "Toplumun en alt kesimi: dolmuşçular, tavuk dönerciler ve mezunlar". (Tabi ben yalnızca mezun kısmısını kullanmaktayım. Gerisi tespitçinin öznel yargılarıdır)
Dünkü mezuniyet törenimin ertesinde böyle bir yazıyı hangi ruh hali içerisinde kaleme almış olabildiğim ise süpriz olsun. Bulana çikolata falan.
Not: O diil de diplomayı bizim Güler'in elinden aldım, metafizik bazı bulaşmalar olsa bari. Bi de tören boyunca üstünde durduğumuz platform tam da ben inerken çöküyodu az kalsın, ben ve yanımdakiler canımızı zor kurtardık (sözlü tarih). 3. sayfalara çıkıcaktık az kalsın "hayattan erken mezun oldular" diye. Tövbe tövbe neyse geçti. Akşama amirim var final yapıcak, ona odaklandım artık. İyi pazarlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder