6 Eylül 2010 Pazartesi

Referandum...

Kısa bir aradan sonra tekrar merhaba sevgili dostlar. Bildiğiniz gibi ülkemiz bu aralar (gerçi her zamanki gibi) yoğun bir siyasi gündemin içerisinde. Popüler konumuz da referandum. Çok uzun bir süredir bu referandumla ilgili kapsamlı bir yazı yazma isteği içerisindeydim (neredeyse yaz başından beri) ancak gerek üşengeçlik, gerek kaynak toparlama –araştırma aşaması sebebiyle bir türlü bu yazıya başlama fırsatı bulamamıştım. Kısmet bu sıcak Ankara öğlesineymiş (bi Ankara günlüğü de gelicek sonrasında).

Takip ettiğim bloglardaki (ki benden bu konuda daha bilgili olduğuna emin olduğum) arkadaşlarımdan da bu yönde herhangi bir yazı çalışması okuyamayınca bu meseleye kendimce bir el atma gereği hissettim (bravo bana).

Zira sizlerin de bildiği gibi birçok insan bu mühim mesele hakkında neler olup bittiğinden habersiz. Şüphesiz ki bunda ülkemizin kamplaşmaya açık siyasi iklimi ve tipik siyasi lider davranışlarının rolü yüksek. Kısacası millet ne olduğundan habersiz (genel olarak yani). Ülkemiz demokrasi anlayışına tıpa tıp uyan, derbi maç havasında bir referandum süreci yaşıyoruz. İçerikten uzak, dezenformasyon ve çarpıtma dolu bu karar sürecinde; değiştirilecek maddelerin bazılarını affınıza sığınarak olabildiğince nesnel bir şekilde anlatmaya çalışacağım. Her maddeyi uzun uzadıya tartışan bir yazı yazmak niyetindeydim ancak yalan yok, başaramadım. Bunun yerine sizlere önemli bulduğum kimi değişiklikleri özet şeklinde, çoğunlukla sağdan soldan toplayıp bir araya getirdiğim kaynaklar vasıtasıyla aktarmaya çalışacağım.

Öncelikle referandum tartışmasına şu kabulleri yaparak başlamak gerektiğini düşünüyorum.

-1982 Anayasası bundan önce 16 kez değişikliğe uğramıştır. Yani bu 17. Değişiklik olmakla beraber, AKP iktidarı toplam 9 kez anayasa değişikliği yapmıştır (bu 10. Yani).

-Pakette ilk dikkatimi çeken şey, üzerinde iyi kötü toplumsal mutabakata varılmış hiçbir maddenin değişikliğe uğramayacak olmasıdır. Örnek vermek gerekirse; dokunulmazlıklar, cumhurbaşkanının yetkileri, YÖK, liderler sultası, %10 seçim barajı, Alevi kültürel hakları, zorunlu din dersleri vs. hakkında herhangi bir tartışma yaşanmamaktadır.

-Bu değişiklik, iddia edildiği gibi var olan statükoyu yıkmaya yönelik bir eylem gibi görünüyor olabilir ancak; 2003ten beri süregelen süreç bize gösterdi ki, AKP isminin olduğu her yerde “acaba” vardır. (tıpkı Beşiktaşım gibi.) Bu durum da, değişikliklerin öncelikli olarak samimiyetini ve amacını sorgulamama sebebiyet vermektedir (ör: YÖK’ü kapatacağım deyip başkanını atadıktan sonra aynen korumak).

-Paket, 12 Eylül zihniyetini aşacak bir madde bence içermemektedir. AKP’nin bu konuda en çok güvendiği, adeta 12 Eylül’ün sembolü geçici 15. Madde’nin kaldırılması (Nam-ı diğer darbecilerin yargılanması) bile istenen sonuca yol açacak mı soru işaretini barındırmaktadır.

-Bence en önemli durum, toplumda bu değişikliğe dair bile herhangi bir mutabakat bulunmamaktadır. Anketler her ne kadar güvenilmez olsalar da göstermektedir ki, hangi seçenek kabul olursa olsun çok küçük bir farkla kabul edilecektir (%50-50). Sonuç ne olursa olsun, bu değişiklik toplumdaki kutuplaşmanın önünü hiçbir şekilde kesmeyecek, aksine daha da kuvvetlendirecektir.

Şimdi genel olarak değişikliklere değinmek istiyorum. Bu konuda sizler için ufak bir kaynak toplama çalışması yaptığımdan bahsetmiştim. Oylanacak maddeleri ve yaşanan tartışmaları aşağıdaki linklerden inceleyebilirsiniz. Umarım işinize yarar.

Karşılaştırmalı Tablolar:

http://cm.ntvmsnbc.com/dl/pdf/AnayasaDegisikligiKarsilastirmaliTeklifTablosu.pdf

http://www.kanunum.com/referandum/

AKP açısından neden evet?

http://www.akparti.org.tr/ak_parti_ref_kitab_180710.pdf

CHP açısından neye hayır?

http://www.chp.org.tr/Files/NEYE_HAYIR_KITAPCIK_Brosur.pdf

CHP başkan yardımcısı Prof. Dr. Süheyl Batum’un eleştiri yazısı:

http://www.facebook.com/note.php?note_id=142117969140537&id=129059267119340&ref=mf

Süheyl Batum’a bir eleştiri:

http://pekiyineden.blogspot.com/



Değişikliğe uğrayacak maddeleri kolayca inceleyebileceğinizi umuyorum.

Şimdi kendi görüşlerime gelecek olursak, bütün maddelerin içerdiği değişiklikler konusunda büyük kafa karışıklığı yaşadığımı belirterek (özellikle Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın durumu. O kadar baktım ama bi bok anlamadım ulan), dikkatimi en çok çeken değişiklikleri ve içeriklerini-olası sonuçlarını sizlere aktarmaya çalışacağım sevgili dostlar.

-Madde 41’deki değişiklik: “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.” Deniyor. E aynı maddenin ilk cümlesinde de “...ve çocukların korunması...” hükmü var. Yani bu madde değiştirilmese çocuklar korunmayacak mı? Ya da hali hazırda korunmuyor mu? Pek anlayamadım (Gerçi bizde çocuklardan ziyade Hüseyin Üzmez gibi kişileri koruma eğilimi var)

-Madde 10, Kanun önünde eşitlik maddesi: “Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” Kadınlara pozitif ayrımcılık gibi görünen bu madde değişikliği hangi tedbirleri kapsıyor? Ne zaman? Bu maddeyi de pek anlamış değilim. Madde’nin devamı için de aynı şey geçerli kanımca.

Üstteki maddelere yorumum biraz düz oldu farkındayım. Şimdi bahsetmek istediğim madde bence referandumun en önemli maddelerinden biri, aynı zamanda basında en az yer alabilmiş olan.

-125. Maddedeki değişiklik şunu öngörüyor: “Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz.” Bu maddenin yorumu da şu, yani artık idari yargı, gelen davalarda kamu yararı gibi ilkelere uygunluk aramayacak. Sadece usul yönünden inceleyecek. Bu durumun nelere yol açabileceğini daha iyi anlamak için şu iki linke göz atınız lütfen.

Benimkinden daha iyi bir açıklama ve Tüpraş Örneği

http://mustafasnmz.blogspot.com/2010/08/anayasadan-yerindelik-ayklamas-ve.html

Soner Yalçın’ın yazısının en sonunda yerindelik denetimiyle ilgili örnekler mevcut:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15712773.asp?yazarid=218

Gördüğünüz üzere, bu maddenin geçmesiyle birlikte yaşanabilecekleri hayal etmek güç değil. 2003’ten beri süregelen bu talan anlayışına dur diyebilen kurumları değişikliğe uğratma isteği, şahsi kanaatimce bu referandumun en önemli maddesidir.

-Madde 159’daki değişiklik: Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’na üye seçimi ile ilgili yapılacak değişikliğe ilişkin detaylı bilgiyi şu yazıda bulabilirsiniz:

http://www.milliyet.com.tr/nasil-bir-yargi-istiyoruz-/riza-turmen/siyaset/yazardetay/06.09.2010/1285538/default.htm

-Anayasa Mahkemesi ile iligili yapılacak değişiklikte ise konuyu özetleyebilen bir kaynak bulamadım malesef, ama yaygın görüş, 17 üyenin 10 tanesinin seçiminin iktidarın takdirine bıraklımasının, Yargı bağımsızlığına sekte vuracak, sivil diktayı güçlendirecek bir düzenleme olduğu.

-Madde 53’teki değişikliklik: Maddeye şöyle bir ekleme söz konusu: “Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.” ... “Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.”

Eğer AKP hükümetini birazcık tanıdıysak, bu hakem kurulunun tamamen AKP kontrolünde ve AKP’li üyelerden oluşacak bir kurum olacağını ön görmek, zannımca pek zor değildir. Kararın kesin ve yargı yoluna kapalı olması ise anlam veremediğim bir durum. YAŞ ve Yüce Divan kararlarına yargı yolu açarken burdan kesinti yapmak da hangi aklın ürünü bilemiyorum, biri beni aydınlatsın. Aksini iddia eden bir şey de bulamadım.

-Madde 51 ve 53 (birden fazla sendikaya üye olabilme hakkı) ile ilgili Ali Tezel yazdığı bir yazı var. Meseleyi anlayabilmek açısından okumakta fayda var, ha ben anladım mı? Malesef.

http://www.alitezel.com/tezel/index.php?sid=yazi&id=3949

Sadede gelirsek;

Şahsi kanaatim, geçmişten bu güne gelen bürokratik yargı diktasını “sivilleştirmeye” yönelik bir girişim olarak görünen bu anayasa değşikliği, iktidarın kendi diktasını, otokratik anlayışını ve hakimiyet alanını genişletmeye yönelik bir düzenleme topluluğudur. Araya “sıkıştırılan” maddelerin içeriği de, bu maddelerin değişiklik amacının samimi olduğunu bana hiçbir surette düşündürtmemektedir.

En basitinden, AKP’nin geçici 15. Maddeyle ilgili başlattığı propaganda sürecinden çabuk vazgeçmesi (ağlamalar, şiir okumalar), muhabbetin şu an sadece liderlerin birbirine laf yetiştirmesi ve CHP afişi mevzusu vs. gibi alakasız konular üzerinden dönmesi, kısacası içerikten çok şeklin ve yöntemin yüzeysel bir evet/hayır düzleminde konuşulması, ülkemiz demokrasisi için de büyük bir ayıptır.

Başka bir açıdan özetleme yapmak için, boykot cephesi mensubu büyük üstad Sırrı Süreyya Önder’den bir alıntı yapmak istiyorum:

“Bir kere, ben bu referandumun tasarlanış ve sunuluşuna esastan itiraz ediyorum. Yedi yıllık AKP iktidarında halkın karşısına bir 'anayasa değişikliği' imkanıyla ilk defa (ve tek defa) çıkılıp da, ülkenin temel meselelerinin hepsine teğet geçilmesini ve 'halktan bir kez daha icazet alma' görüntüsü yaratılan bu evet/hayır ikilemi mantığını reddediyorum…Yöntemsel olarak bu platforma çekilen, egemenler arasındaki bir dalaşmaya 'evet' oyu vererek taraf olmam mümkün değildir…

…Türkiye'nin emekçileri ve yoksullarının temel sorunları bu anayasa paketi içinde yoktur. Ayrıca, hükümetin bu referandum sonrasında temel insan haklarını genişletmeye yönelik bir çaba içinde olacağına dair en ufak bir emare de yoktur…”

Bu Anayasa değişikliği, bir statükonun yıkılıp ötekisinin oluşturulması, bir diktanın bertaraf edilip yenisinin kurulması sürecinin önemli bir parçasıdır. Görüşümüz ne olursa olsun, karar süresince bu durumu göz ardı etmememiz gerektiğini düşünüyorum.

Her türlü eleştirinizi, eklemek istediğiniz hususları belirtmeden geçmeyiniz lütfen diyerek sözlerime (sonunda) son veriyorum : )

Sevgiler.

3 yorum:

  1. yazını çok başarılı buldum, tebrik ve böyle politik bir mevzuyu derinlemesine ele aldığın için takdir ediyorum seni (:

    eklemek isteğim tek bir şey var : demokrasi anayayasına doğru bir yol olarak lanse edilen bu 26 değişikliğin, hepsinin tek bir cevabının olacak olması demokrasiye tamamen zıttır. 26sını da oylayalım demiyorum, fakat birbiri ile bağlantılı maddeler (mesela sendikalar için olanlar) bir araya getirilip, belki 7-8 farklı paket içinde 3-4 madde şeklinde oylanmalıydı. yöntemsel olarak bir yanlışlık var bu referandumda. hoş değil, belirtmek istedim.

    YanıtlaSil
  2. şimdi ben buraya bööle uzun bi yorum yazacaktım ama zaten tarih itibari ile 13 eylül olmuş, saat 02,22(birazdan değişir diyorum tecrübelerime dayanarak). Yaani sıkıldım lan artık, kaç aydır aynı mevzu. Oldu bitti

    YanıtlaSil
  3. ne yazıcaanı merak ettim de üşenmişsin belli

    YanıtlaSil