17 Ağustos 2010 Salı

17 ağustos

17 ağustosta yaşadığımız korkunç olaya dair binlerce şey söylenebilir. istanbulun içinde bulunduğu risk, devletin-bireylerin önlem almaması, yaşanan trajediler, vs.

17 ağustosun benim zihnimde bıraktığı en trajik imgelerden biri malesef bu fotoğraf. o dönem çok popüler olan türbana özgürlük mitinglerinden birinde çekilmişti. tvde haberlerde izlediğimi hatırlıyorum.

ülkemizde böyle bir neden-sonuç ilişkisini kurabilen insanların da yaşadığına şahit olmamızı (sonradan da kabullendik zaten ülkecek bu zihniyeti) sağlamıştı bu teyze.

neden? diye sorguladık tabi sonra, aklımız biraz ermeye başlayınca. bir insan hangi zihin şartlarında ve sosyo-kültürel pozisyonda bu elzem olaydan bu yönde bi çıkarım yapabiliyordu?

bugün bile tartışması hiç bitmeyecekmişçesine süren o düşünce özgürlüğünün sınırları neydi, nerde başlayıp nerde biten bir şeydi?

kişilere ve kurumlara göre ne gibi değişiklikler göstermekteydi?

neleri kapsamakta neleri kapsamamaktaydı  bu sonradan bazı kitlelerin ağzına tabiri caizse sakız olan ve bugün artık içi neredeyse tamamen boşaltılmış demokrasi ve insan hakları kavramları?

sorular, sorular. ben, 17 ağustosun aklıma kazıdığı bu görüntünün ışığında bu sorularla zihnimi meşgul ederken, aynı düşünce yapısının malesef 2010 versiyonuna da şuradan ulaşabilir, zihniyet açısından toplum olarak birçok konuda geçen onca yılda bir arpa boyu bile yol kat edemediğimizi (bence) yerinde inceleyebilirsiniz.

yitirdiklerimizin, şu anda bu dünyadan daha rahat ettikleri bir yerde olduklarını düşünüyor ve bunu tüm kalbimle diliyorum...

sevgiler.

3 yorum:

  1. çok doğru söylemişsin selo...klavyene,aklına,eline sağlık

    YanıtlaSil
  2. "herşey ama herşey takdir-ilahidir" demiş, bence de !!!!

    YanıtlaSil